Merhaba, bugün 17 Ekim 2019 Perşembe

Büyükkarıştıran (Karıştıran-I Kebir)

Karıştıran bölgede tarihi en eski yerleşim merkezlerinin başında gelmektedir. Lüleburgaz kurulmadan önce Karıştıran vardı. Tarihin Babası Heredot M.Ö. 400' lü yılların ilk yarısında Karıştıran ve deresinden Kontadesdos olarak söz etmektedir. Helenler buraya öyle derlerdi.

Önceleri Trak soylularının yaşadıgı yerdi. Traklar Karıştıran' da M.Ö. 700-600 yıllarında ve sonraki zamanlarda düz ovalarını örten yüksek ağaçlar ve sık ormanlar içinde geyik, domuz ve tilki avlarlardı.

Karıştıran Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar "Çok koşan tavşanları" ile ün yapmıştır. Bir başka ünü de Kontadesdos Deresi' nden geliyordu. Ergene' ye karışan bu dere Karıştıran' ın kültür ve ticaret yaşamına bereket getiriyordu. İlk Çaglar' da Ergene' nin adı "ışıltılı su" anlamında Erginus idi. Bizansılar Rıgına derlerdi. " Pomponiys Mela ile Ptolomeys, Karıştıran Deresi' nin eskiden Meriç' e değil, Ereğli civarında Marma' ya aktıgını söylemektedirler.

Trakların bir kolu olan Odrisler M.Ö. V yüzyılda Meriç' in aşağı kesimlerinde Trakya' ya egemen bir devlet durumuna geldiklerinde Karıştıran bir "Odris Şehri" idi. Adı " Druzipara idi ve Odrislerde Şegri anlamına geliyordu. " Ptol2 ye göre Karıştıran' ın o zamanlardaki eski adı Prusipara yeni adı ise Drysipora' ydı. Ancak Karıştıran' ın tarih içerisinde başka adlarıda olmuştur. "Napolis, Mosinopalis, Drizipera" gibi isimlerle de anıldıgı zamanlar vardır.

Karıştıran Hıristiyanlığın serbest kaldığı yıllardan itibaren büyük ilgi merkezi olmuştur. 313 yılında Batı Roma imparatoru "Maximian(Maksimian)" zamanında bir Romalı asker olan, işkencelere maruz kalan Hıristiyan Aziz' in cesedi buradan alınarak görkemli bir kiliseye götürülmüştür, tüm Trakya' nın inanç sahiplerince son derece saygı görmüştür. "Bu bilgileri 1877 yılında yazdığı kitapta bildiren Çekoslavak yazar Dr. Kontantin Yosif İrecek, Karıştıran' a ilişkin başka verdiği bilgilerde IV yy. buranın "Metropoliten Merkezi" olduğunu söylüyor. 344 yılında Trakya' da Edirne, Lüleburgaz, Vize, Babaeski, Kırklareli ve Marmara Ereğlisi gibi Karıştıranda da psikoposluk bulunuyordu. Karıştıranın mistik bir yer oluşu, doğal kaynaklarından, stratejik konumundan ve yol kavşağı üzerinde oluşundan ileri geliyordu. Örneğin Romalıların Trakyadaki Askeri Duraklarından biri Karıştıranda bulunuyordu. O sıra Karıştıran birkaç stratejik yolun kesiştiği yerdi. Buradan Vizeye, Marmara Ereğilisine yol vardı. Vizeye giden yol Bulgaristanda Ahyoluna ve oradan Silistreye ulaşıyorduki bu yol İstanbul - Tuna arasında ana ulaşımı sağlıyordu. IV yy. da tek ulaşım yolu buydu. Bu yalnız ulaşım için değil askeri amaçlar içinde kullanılan tek yoldu. Örneğin 592 yılında Avarlar Bulgaristan' dan Ahyolu üzerinden hareketle Trakya' ya inmiş. Karıştıranı işgal etmişlerdi. 599 yılında da Avarlar Bulgaristanda Dobruca üzerinden saldırıya geçmişler Trakya' ya kadar gelmişler, Karıştıran' ı 2 nci kez ele geçirmişlerdir. O sırada Avar ordusunda sonucu itibari ile çok şiddetli bir veba hastalığı çıkmış yaşlı Avar Hakanını da 7 oğlunun ölümüne neden olmuştur. Bunun sonucu Hakan barış yapmak zorunda kalmıştır.

Tarihte Trakya' yı etkileyen, nüfusu kırıp geçiren, daha başka önemli veba salgınları da olmuştır. 341 - 342 yılında Doğu Roma İmparatorluğunun başkenti İstanbulda baş gösteren bir veba salgını İstanbul dahil Trakyada insanların %40' nın ölümüne neden olmuştu. 1347 - 1348 yılında meydana gelen bir başka veba salgını ise daha korkunç olmuş, Trakya' da, Avrupa' da insanların kitle halinde ölmelerine yol açmıştı. Bu yıllar Türkler' in Gelibolu üzerinden Trakya içlerine doğru ilerledikleri, Karıştıran, Evrensekiz yakınlarına kadar geldikleri yıllardır. Veba salgını önce Kırımda görülmüş, gemicilerle, gemilerdeki sıçan ve pirelerle italyanın mesine limanından Avrupa ya ve oradan da trakyaya yayılmıştı.

Veba salgınları ve saldırılar Karıştıranın tarihteki önemini hiç eksiltmedi. Nitekim 23 Kasım 602 tarihinde Avarlar Lüleburgaz ve Karıştıran' a kadar gelerek buraları istila ettiler. Daha sonra İstanbul' u da kuşattılar. Ancak 627 yılında Slavanlar Avarlara karşı bir hareketle Trakya' ya egemen oldular. Sonra imparator Jüstinyen Avarlar' ın balkanlarda kalmalarını sağlayan bir barış yaptı. 550' li yıllarda imparator olan Jüstinyen Karıştıran' a büyük önem vermiştir.

Türklerin Zamanında Karıştıran

Karıştıran 1361 yılında Osmanlı Ordularını direnen Çorlu kalesinin düşmesi üzerine Sultan I.Murad' a teslim oldu. Ancak Karıştıran tarihten gelen önemini Osmanlar zamanında da korudu. Bertrandon de Broguire seyahat günlüğünde "1433 yılında Karıştıran (Misterio) Kalesindeki Rum halkını buranın egemeni bir Türk yönetiyordu" diye yazmaktadır.

Buradan geçen Avrupalı bir başka gezginci de ,"Orta Çağ Kalesi (mesinesi)' nin yerinde bulunan Karıştıran Pazarında Ali paşa (Semiz Ali Paşa)' nın selefi Vezir-i Azam Rüstem Paşa (kanuni Sultan Süleyman' ın damadı) ile Padişah Avcı Mehmetin' in (1648 - 1687) sarayı bulunmaktadır." diye not düşmüştür.

Trakyada en eski ticaret pazarının kurulduğu yer Karıştırandı. Karıştıran 1511 yılında padişah 2 nci Beyazıt ile oğlu Trabzon Valisi Yavuz Selim arasında bir taht mücadelesine de sahne olmuştur. İki tarafın orduları burada karşı karşıya gelmişler, ancak Yavuz Selim sonuç alamadan ordusunun bir kısmı ile Vize üzerinden tarihi Roma Yolu ile İğneada ve Ahyolundan Kefedeki kayın pederinin yanına gitmiştir. Bazı kaynaklar bu çatışmada Beyazıt 1' ın burada şehit olduğunu yazıyorlarsa da doğru olan Beyazıt' ın Dimetokaya giderken Havsa yakınındaki Ablar köyünde öldüğüdür.

Büyükkarıştıran Osmanlı Devleti zamanında önemli bir durak, konaklama, ticaret, ziyaret ve eğlence merkezi olmaya devam etti. Çevrede Keskinli Çiftligi vardı. Bereketli topraklar, yüksek ağaçlar ve ormanlar arasında yer alan Karıştıranda neler olduğu ise 5 temmuz 1555 yılında bir grup Alman seyyah ile katır sırtında Karıştırana gelen Hans Dernschwam, " Burada üç tane kervansaray var. Bunlardan biri eski, digeri yeni ,üçünce ise kurşunla kaplı, yani başında yine kurşunla kaplı bir cami var. Bunları (yeni olanı Rüstem) Paşa adında bir paşa yaptırmış" diye yazıyor. Bunların yanında Karıştıranda hanlar, hamamlar ve kiliseler vardı. Karıştran Hanı da Rüstem Paşanın idi. Bazı kaynaklar bu yıllarda Karıştıra' nın Kanuni Sultan Süleymanın damadı Rüstem Paşanın mülkü olduğunu bildirmektedirler.

1648' li yıllardan sonra Karıştıran padişah IV. Mehmet' in Av Bölgesi oldu. Köşkü Kontadesdos (Karıştıran Deresi) boyunda idi. Padişah 25 - 30 bin kişilik mahiyeti ile Karıştıran' a gelir burada günlerce avlanırdı. Alman Seyyah Hans Dernschwam yazdığı günlüğünde Karıştıran' dan sonrası için şu bilgiler veriyor. " Her tarafta kaldırım döşeli yollar, tahta ve taş köprüler ve çeşmeler gördük. Yolda giderken yanında Arnavutlar bulunan Venedikli bir haberci ile karşılaştık. Ayağında, yerli halkın da giydiği basit çarığa benzer ayakkabı vardı. Burada şarap bulamadık, ama atlar için yem ,ekmek ve meyve vardı." Yolları üzerinde Lüleburgaz' a da uğradıklarına değinen Alman seyah," Harap bir kasabadan geçtik, adı Burgaz (Lüleburgaz)" imiş. Hala kasabanın kapısı ve surları görülmekte, güzel bir mevkide kurulmuş, akar bir suyu da var. Yollarda bazı Bulgarlarla karşılaştık. Bunlar padişahın ve paşaların atlarına bakmak veya diğer hizmetlerde kullanılmak üzere İstanbul'a gönderiliyorlar." 15.yüzyılda yaşamış, Türk edebiyatında isim yapmış, güzel yapıtlar meydana getirmiş, padişahın yakınına kadar sokulma imkanı bulmuş olan Süleyman Bey' in oğlu Sinan Çelebi (BEHİŞTİ) buralıydı. Ailesi Karıştıran' da oturuyordu.

Çeşitli savaşlar gören Trakya Balkan, 1. Dünya Savaşı ve Ulusal Kurtuluş Savaşında harp ve çatışma sahneleri yaşanmıştır. Kasaba 22 Temmuz 1922 de Yunan'a karşı sert bir direniş göstererek tarihteki yerini almıştır. Cumhuriyet döneminde nahiye (Bucak) olan Büyükkarıştıran pek çok köy ve vatandaşlara hizmet sunmuştur. Kasabamız Cumhuriyet döneminden bu yana gelişmesini sürdürerek belediye olmak için faaliyete geçmiş 01 Haziran 1986 tarihinde Belediyemiz kurulmuştur.


Kaynak: Efsaneden Gerçeğe Kırklareli - Nazif Karaçam

Atatürk´ün Büyükkarıştıran´a Gelişi

Anlatanlar: Rıza AÇIKGÖZ ve Hüseyin KÜÇÜK.

17 Ağustos 1937 yılında biz harman dövüyorduk. Alpullu yönünden Mustafa Kemal ATATüRK' ün geleceğini duyduk. Köyün mezarlık hendeği boyunca toplandık. Öğlen ile ikindi arasında geldi. Halk coşkuyla karşıladı. Sabiha GÖKCEN' de havadan ucakla takip ediyordu. Sağ başta üstü gri elbiseli açık arabada Mustafa Kemal ATATÜRK, orta yerde lacivert ceketli İsmet İNÖNÜ bulunuyordu. Sol başta ise manevra kıyafetli Fevzi ÇAKMAK bulunuyordu. Halkı selamlayarak mektebe girdiler.

O zamanın Muhtarı Recep SAYGIN "Paşam, halk sizi görmek istiyor." Demiş. Mustafa Kemal ATATÜRK' te beş dakika kadar okulun balkonuna çıktı. Ayrıca yanında bulunan komutanlar birinci ordu komutanı Org. Fahrettin ATAY, beşinci kolordu komutanı Salih OMURTAK bulunuyordu. Köy muhtarı onlara kahve ve ayran ikram etti. Yarım saat kaldıktan sonra İğneler köyü yolunu takiben Saray' a gittiler. ATATÜRK' ün başında bir şapka bulunuyordu. Trakya Müfettişi Kazım DİRİK' e tarihi eseri (Horhor çeşme) köy çeşmesini yaptırmasını söyledi.